13/12/2007 - Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)
Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)
Küçük bir çocukken hani, kışın kırık dökük asfalt zemin buzla
kaplandığında eski sandıkları heyecanla kızak haline getirmeye
çalıştığımız,taş toprak birbirimize doğrudan ya da kartopunun içine
gizlice saklayarak atmak dahil vahşice oyunlar oynadığımız,insanın
kanını donduran havalarda it gibi soğukta titremeyi pencerenin
arkasından dışarıda oynayanları seyretmeye her defasında
yeğlediğimiz,kıpkırmızı olmuş eldivensiz ellerimiz asfalta değmesi ve
korkunç acı vermesi riskine gözümüzü kırpmadan girdiğimiz zamanlar�
Kurallarla dolu taşra bir mahalleydik.Bir şeyin yapılmamasının
neden olduğunun açıklaması olmazdı.Şimdi düşünüyorum bu dogmatiklik
acaba dini inançları kuvvetli olan bu insanların bu inançlarının
yaşamlarına sirayet etmesi olarak yorumlanabilir mi? Belki de
evet.Doğru cevabı budur bu sorunun.
�Yapma�larla dolu hayatımızda bunları sorgulamak ortaçağ
Avrupasının skolastik düşünce sistemiyle birebir örtüşüyordu.Örneğin
Akşam eve akşam ezanı okunmadan önce gelinmesi neden gerekirdi?Akşam
ezanı sadece insanları ibadete davet etmiyor aynı zamanda insanların
evde olması gerektiğini ilahi yoldan iletiyordu sanki.Çok defa oyunun
en tatlı yerinde minareden duyduğum sesle irkilmişimdir.Şartlı refleks
olarak ezan bir küçük çocuk için hiçbir zaman akşam namazını değil eve
geç kaldiğinin az sonra yiyeceği dayağın bildirilişi olmuştur.
İnsan yaşamında en önemli kavramların başında özgürlük
gelmekte.İnsanlar uluslar milletler kavimler tarih boyunca büyük
özgürlük kavgaları verdiler.Bağımsızlık üzerine şarkılar söyledi
destanlar yazdılar.Gözünü kırpamadan canlarını verdiler.
Toplumsal özgürlük amiyane kaba bir tanımla iç ve dış işlerinde
bağımsızlık olarak değerlendirmek mümkün. Soğuk savaş zamanlarında
Dünyayı tehdit ettiği düşünülen küresel komünizm insanlara eşitlik vaad
ederken baskıcı ve özgürlükçü olmamakla kapitalizm tarafından
eleştiriliyor özgürlük serbestlik slogan olup yağıyordu.İnsanların
temelde eşitlikten daha çok istediği bir şey miydi özgürlük?Bu çok
önemli bir sorudur.Hangisi daha önemli özgürlük mü eşitlik mi?
Soğuk savaş bitip te yeni dünya düzeni kurulmaya başlanırken
insanlar artık daha özgür daha serbest olduklarını sanıyorlardı.Çünkü
serbest piyasa diyen serbestlik diyen özgürlük diyenler para diyenler
kazanmıştı.Artık daha özgür bir dünya bizleri bekliyordu.
Bölüm-2
Diğer tüm çocuklar gibi uzun bir süre yaşamımı bu kuralları
sorgulamadım.Neden niçin olduklarını neden yaşamımızda olması
gerektiğine düşünmüşlüğüm yok o küçük yaşlarda.Hatırlıyorum o zamanlar
bunların normal olduğunu düzen için lazım olduğunu akşam dışarıda
olmanın çokta akıllıca bir hareket olmayacağını safça kabul
etmişimdir.Yinede bunun bende sıkıntı yarattığı zamanlar çok
olmuştur.Taşra yerler ebebeynler çocuklarına bir şeyi neden yapmamaları
gerektiğini pek anlatmak istemezler.Arada sırada dinsel ve geleneksel
töreler ekseninde açıklamaların dışında akli başında psikolojik yada
tarihsel siyasi bir örnekle bağdaştirilmiş bir açıklama yada küçük bir
çocuğun kafasında soru işaretlerini tamamen silecek bir yanıt bulması
nerdeyse imkansiz gibidir.Keza bu açıklamayı yapabilecek anne babanın o
mahallede olması pek beklenemezdi.
Bir şey sana yapma denilirse yapmazsın yap denilirse yaparsın Neden
sorusunu sormazsın.İşte yıllar sonra biz bu soruları soracağız.
Bilirsiniz meşhur bir hikaye vardır.Devrimsiz devrim olurmu sorusuna da cevap olacak nitelikte bir hikayedir aynı zamanda
Bir zamanlar Şehirden gelen bir genç, dolap beygirinin boynundaki
çanın ne işe yaradığını sorar köylüye. Köylü ona eğer beygir durursa
çan sesi duyulmaz, ben de gelir dürterim beygiri diye cevap verir. Bu
sözler üzerine şehirli genç: peki, der beygir hem yürümez, hem de
boynunu sallar ise? köylü hiç düşünmediği bu ihtimal üzerine şu cevabı
verir gence: bizim buralarda senin gibi akıllı beygir bulunmaz.
Peki acaba bize özgürlük vaad eden kapitalizm hakikaten sözünü
tutmuşmudur?Çevrenize bakın etrafınızda olup bitenlere baş döndüren
teknolojiye nerdeyse tuvaletimizi bile internetten yaptığımız dijital
göstergeli ped talep ettiğimiz hızla makineleşan dünyada ne kadar
özgürüz?Bugün yapılan araştırmalarda insanların kendilerini mutlu
hissetmesinde gösterilen kriterler arasında güvenlik önde gelen
kavramlardan biri.Bütün kapitalist ülkelere bakın İngiltere�yi düşünün
Amerika�yı gözünüzün önüne getirin.Kimsenin kimseye güvenmediği
herkesin potansiyel suçlu olarak göründüğü havaalanında alınan insanı
boğan önlemlerden tutunda , kimi çarşılara 18-25 yaş grubu gençlerin
alınmadığı bir dünya.Elinde paketle dolaşan herkese şüpheyle bakıldığı
bir yerden bir yere gitmek için yüz tane güvenlik duvarından geçtiğiniz
tepeden tırnağa ayak tırnağızdan kıçınıza kadar arandığınız bir
dünya.Bu dünya bize özgürsün ama diyor..Koca bir ama�Ünlü bir söz
vardır bir cümlede ama kullanılmışsa ama dan önce gelen cümle
anlamsizdir.(yalandır)
Yine hayalgümüzü zorlayarak bir ada düşünelim.Diyelim ada ikiye
bölünmüş.Bir yanda zengin medeniyeti gelişmiş hatta modern çağı yaşayan
bir toplum.Diğer yanda sadece ev baraka yapmayı bilen gelişmemiş ulus
bile olamamış bir yer...
Ve bir kadın düşünün.bu kadın medeniyetsiz adanın diğer tarafında
olan insanı retedecek.Adanın bu yanında bulunan daha eğitimli insanı
seçecek.Niçin yapacak bunu?Daha huzurlu daha mutlu olmak adına.Eğitimli
insanların bulunduğu taraf daha kuralcı bir yer olacak.Sağ elle bıçak
sol ella çatal.Bunun gibi bir sürü zırvalık.İşe yaramaz insan hayatını
sürekli kısıtlayan şeyler.Özgürlüğün önündeki engeller.Kurallar bunu
yap ötekini yapma şuraya şu saaate şöyle yaprk gel.Onu giy bunu giyme
bu ayakkabıyla şunu giy ötekiyle bunu tak.Kadın özgürlüğüne düşkünse bu
modern toplumdan sıkılacak.Çünkü esasında kadının mutlu olabileceği yer
bu toplum değil.Kadın özgür olacağını zannettiği yerde esir olmuştur.Bu
toplumumuzdada sıkılıkla görülür.Zengin ailelere gelin giden taşra
kızları boğulurlar.Kadın sonunda dayanamayı adanın diğer kıyısına
gececek.Kendisini seven medniyetsiz ama kuralları olmayan sevgisiyle
özgürleştrdiği birlikteliğini sonuna kadar taşiyacak diğer ilkel adamın
yanına gidecek.Ve onunla daha mutlu olacak.Hayır bu kız öyle bir kız
değilse düzene ayak uydurmuş bir kızdan bahsediyoruz demektir.
Peki özgürlük vaadiyle insanları daha refah dolu bolluk içinde
yaşatacağını vaad etmiş bu yolla ortaya çıkmış kapitalizm gerçekte
nedir ne getirtmiştir?Kapitalizm insanları uyutma kandırma önlerine
perde çekme sanatıdır.Güvensizlik ve sınıf çatışamaları ve adaletsizlik
getirmiştir.Ayrıca kapitalizm faşizmin kendisinden bile daha faşist
dir.
Kapitalizmin medya gibi yazılı ve görsel basın gibi güçlü silahları
vardır.Bunlar size özgür bir seçme olanağı verdiğini söylerken aslında
faşist bir emri uygulatırlar.Ünlü olmak yada çok para kazanmak
istiyorsan bu numarayı aramalısın.Ama yinede sen bilirsin seçim
senin.Çok para kazanmak istemiyorsan o başka tabi tarzında faşistçe
seni içine çeker..Psikolojik ve sosyolojik yolları kullanır.Seni özgür
olduğun hissinden uzaklaştırmadan aslında esareti altına alır.O kadar
tehlikeli bir yaratıktır ki başka yerlere de sıçrar.Örneğin kendi
ülkenizde demokratik yollarla bir seçim yaptığınızı ve özgür iradenizle
birini seçip başbakan yaptığınızı sanırsınız oysa türlü oyun ve
dalaverelerle çeşitli psikolojik savaşlarla medya ve reklam oyunlarıyla
sandığınız özgür irade başka bir kapitalist ülkenin emperyalizmin
dayatmasıyla olmuştur.
Bu gündelik hayatımızda da böyledir.Bir şeyi yapmak istediğimizde
insan psikolojisinin buna vereceği tepki bunun nasıl yaptırıldığıyla
ilgilidir. Örneğin bir insana şunu yapacaksın dendiğinde o insan normal
şartlarda ne olursa olsun birazda olsa ona karşı direnç
geliştirecektir.Oysa post modern bir bakış açısıyla şunu yapmalısın
tabi seçim senin tabi eğer şunun şöyle olmasını istiyorsan gibi seçim
şansı verir gibi insanı özgürleştiren aslında köleliğe götüren bir
yönten gerçekte çok daha baskı unsuru yaratır.Ve önemlisi dürüst
değildir.
Örmeğin taşrada bu akşam üstü dedemi ziyaret etmemi isteyecek olan totaliter ailem muhtemelen şunu diyecekti
Küçük bir çocuk olarak canın bu ziyareti hiç istemese bile kabul
edeceksindir.Direnç göstersen bile bunu içten içe yapacaksın�Soru sorma
hakkın totaliter yapıda zaten yok.Dirensen de yinede sonuç değişmez.
İşte kapitalizmde post modernizmde bu durum daha değişik gelişiyor..
Akşamüstü dedenlere gitmelisin.Dedenin seni ne kadar sevdiğini
biliyorsun sana ne kadar güzel oyuncaklar aldığını da�Tabi eğer onu
gerçekten seviyorsan ziyaret etmelisin.
Çocuk ve insan psikolojisi olarak baktığımızda ikinci seçenek
insanı daha özgür hissettiren ama aslında daha emredici gizliden
gizliye çok daha baskıcı bir şekildir.Keza ikinci önermede hem
dedenizden hoşlanmanız gerektiği hem de bu gereklilik yüzünden ziyaret
etmenizin kaçinilmazliği vurgulanıyor.Retetmeniz halinde bir çok şey
ret etmiş oluyorsunuz.Kapitalizm özgürlük tanıdığını iddia ederek kesin
ve kati bir emir taşımaktadır.Bu anlamda kapitalizm yalancı ve sahtekar
ahlaksızlığın düzenbazlığın kaynağıdır.Her zaman için birinci
seçenekteki aile düzgün ve doğru olan olmuştur.İşte kapitalizm nedir
sorusunun cevabı budur..
Yazımı çok hoşuma giden bir fıkrayla bitiriyorum..
Bilen var mı bilmiyorum.Bu fıkra Feshedilmiş Demokratik Alman Cumhuriyetinde anlatılan eski bir fıkra: Bir Alman
işçisi Sibirya�da iş buluyor.Ordan arkadaşlarına mektup yazıyor.
mektupların sansürcüler tarafından okunacağını...bildiğinden
arkadaşlarına şöyle yazıyor:
�Aramızda gizli bir haberleşme sistemi belirleyelim.Benden
aldığınız bir mektup sıradan mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur.
kırmızı mürekkeple...yazılmışsa yanlıştır.�
Bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alıyorlar
�Burada her şey harika. Dükkanlar mal dolu. yiyecek.bol. Apartman
daireleri geniş ve güzel ısıtılıyor.Sinemalar Batı�nın filmlerini
gösteriyor. Sokaklar işveli kızlarla dolu. Burada tek
bulunmayan şey...kırmızı mürekkep.�
Özgür olmak için kendini özgür hissetmek sana seçme şansı tanınması
yeterli mi?İşte liberaller yıllar yılı özgürlük derken bunu atladılar
bunu gözden kaçirdilar.Mutlak özgürlükle bunun bir ilgisi yok.Yıllar
yılı sol görüşlü bir insan olarak liberallerin kapitalistlerin özgürlük
adı altındaki esaretine küfretmekten yoruldum.Hikayeyi
görüyorsunuz.İstenilen tüm özgürlüklere sahip olunduğu fikrinden...yola
çıkılıyor. Ama sonra
tek eksiğin kırmızı...mürekkep olduğu ekleniyor.
Kendimizi özgür...hissediyoruz çünkü özgür olmayışımızı ifade edecek o dilden yoksunuz.
13/12/2007 - Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)
Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)
Küçük bir çocukken hani, kışın kırık dökük asfalt zemin buzla
kaplandığında eski sandıkları heyecanla kızak haline getirmeye
çalıştığımız,taş toprak birbirimize doğrudan ya da kartopunun içine
gizlice saklayarak atmak dahil vahşice oyunlar oynadığımız,insanın
kanını donduran havalarda it gibi soğukta titremeyi pencerenin
arkasından dışarıda oynayanları seyretmeye her defasında
yeğlediğimiz,kıpkırmızı olmuş eldivensiz ellerimiz asfalta değmesi ve
korkunç acı vermesi riskine gözümüzü kırpmadan girdiğimiz zamanlar�
Kurallarla dolu taşra bir mahalleydik.Bir şeyin yapılmamasının
neden olduğunun açıklaması olmazdı.Şimdi düşünüyorum bu dogmatiklik
acaba dini inançları kuvvetli olan bu insanların bu inançlarının
yaşamlarına sirayet etmesi olarak yorumlanabilir mi? Belki de
evet.Doğru cevabı budur bu sorunun.
�Yapma�larla dolu hayatımızda bunları sorgulamak ortaçağ
Avrupasının skolastik düşünce sistemiyle birebir örtüşüyordu.Örneğin
Akşam eve akşam ezanı okunmadan önce gelinmesi neden gerekirdi?Akşam
ezanı sadece insanları ibadete davet etmiyor aynı zamanda insanların
evde olması gerektiğini ilahi yoldan iletiyordu sanki.Çok defa oyunun
en tatlı yerinde minareden duyduğum sesle irkilmişimdir.Şartlı refleks
olarak ezan bir küçük çocuk için hiçbir zaman akşam namazını değil eve
geç kaldiğinin az sonra yiyeceği dayağın bildirilişi olmuştur.
İnsan yaşamında en önemli kavramların başında özgürlük
gelmekte.İnsanlar uluslar milletler kavimler tarih boyunca büyük
özgürlük kavgaları verdiler.Bağımsızlık üzerine şarkılar söyledi
destanlar yazdılar.Gözünü kırpamadan canlarını verdiler.
Toplumsal özgürlük amiyane kaba bir tanımla iç ve dış işlerinde
bağımsızlık olarak değerlendirmek mümkün. Soğuk savaş zamanlarında
Dünyayı tehdit ettiği düşünülen küresel komünizm insanlara eşitlik vaad
ederken baskıcı ve özgürlükçü olmamakla kapitalizm tarafından
eleştiriliyor özgürlük serbestlik slogan olup yağıyordu.İnsanların
temelde eşitlikten daha çok istediği bir şey miydi özgürlük?Bu çok
önemli bir sorudur.Hangisi daha önemli özgürlük mü eşitlik mi?
Soğuk savaş bitip te yeni dünya düzeni kurulmaya başlanırken
insanlar artık daha özgür daha serbest olduklarını sanıyorlardı.Çünkü
serbest piyasa diyen serbestlik diyen özgürlük diyenler para diyenler
kazanmıştı.Artık daha özgür bir dünya bizleri bekliyordu.
Bölüm-2
Diğer tüm çocuklar gibi uzun bir süre yaşamımı bu kuralları
sorgulamadım.Neden niçin olduklarını neden yaşamımızda olması
gerektiğine düşünmüşlüğüm yok o küçük yaşlarda.Hatırlıyorum o zamanlar
bunların normal olduğunu düzen için lazım olduğunu akşam dışarıda
olmanın çokta akıllıca bir hareket olmayacağını safça kabul
etmişimdir.Yinede bunun bende sıkıntı yarattığı zamanlar çok
olmuştur.Taşra yerler ebebeynler çocuklarına bir şeyi neden yapmamaları
gerektiğini pek anlatmak istemezler.Arada sırada dinsel ve geleneksel
töreler ekseninde açıklamaların dışında akli başında psikolojik yada
tarihsel siyasi bir örnekle bağdaştirilmiş bir açıklama yada küçük bir
çocuğun kafasında soru işaretlerini tamamen silecek bir yanıt bulması
nerdeyse imkansiz gibidir.Keza bu açıklamayı yapabilecek anne babanın o
mahallede olması pek beklenemezdi.
Bir şey sana yapma denilirse yapmazsın yap denilirse yaparsın Neden
sorusunu sormazsın.İşte yıllar sonra biz bu soruları soracağız.
Bilirsiniz meşhur bir hikaye vardır.Devrimsiz devrim olurmu sorusuna da cevap olacak nitelikte bir hikayedir aynı zamanda
Bir zamanlar Şehirden gelen bir genç, dolap beygirinin boynundaki
çanın ne işe yaradığını sorar köylüye. Köylü ona eğer beygir durursa
çan sesi duyulmaz, ben de gelir dürterim beygiri diye cevap verir. Bu
sözler üzerine şehirli genç: peki, der beygir hem yürümez, hem de
boynunu sallar ise? köylü hiç düşünmediği bu ihtimal üzerine şu cevabı
verir gence: bizim buralarda senin gibi akıllı beygir bulunmaz.
Peki acaba bize özgürlük vaad eden kapitalizm hakikaten sözünü
tutmuşmudur?Çevrenize bakın etrafınızda olup bitenlere baş döndüren
teknolojiye nerdeyse tuvaletimizi bile internetten yaptığımız dijital
göstergeli ped talep ettiğimiz hızla makineleşan dünyada ne kadar
özgürüz?Bugün yapılan araştırmalarda insanların kendilerini mutlu
hissetmesinde gösterilen kriterler arasında güvenlik önde gelen
kavramlardan biri.Bütün kapitalist ülkelere bakın İngiltere�yi düşünün
Amerika�yı gözünüzün önüne getirin.Kimsenin kimseye güvenmediği
herkesin potansiyel suçlu olarak göründüğü havaalanında alınan insanı
boğan önlemlerden tutunda , kimi çarşılara 18-25 yaş grubu gençlerin
alınmadığı bir dünya.Elinde paketle dolaşan herkese şüpheyle bakıldığı
bir yerden bir yere gitmek için yüz tane güvenlik duvarından geçtiğiniz
tepeden tırnağa ayak tırnağızdan kıçınıza kadar arandığınız bir
dünya.Bu dünya bize özgürsün ama diyor..Koca bir ama�Ünlü bir söz
vardır bir cümlede ama kullanılmışsa ama dan önce gelen cümle
anlamsizdir.(yalandır)
Yine hayalgümüzü zorlayarak bir ada düşünelim.Diyelim ada ikiye
bölünmüş.Bir yanda zengin medeniyeti gelişmiş hatta modern çağı yaşayan
bir toplum.Diğer yanda sadece ev baraka yapmayı bilen gelişmemiş ulus
bile olamamış bir yer...
Ve bir kadın düşünün.bu kadın medeniyetsiz adanın diğer tarafında
olan insanı retedecek.Adanın bu yanında bulunan daha eğitimli insanı
seçecek.Niçin yapacak bunu?Daha huzurlu daha mutlu olmak adına.Eğitimli
insanların bulunduğu taraf daha kuralcı bir yer olacak.Sağ elle bıçak
sol ella çatal.Bunun gibi bir sürü zırvalık.İşe yaramaz insan hayatını
sürekli kısıtlayan şeyler.Özgürlüğün önündeki engeller.Kurallar bunu
yap ötekini yapma şuraya şu saaate şöyle yaprk gel.Onu giy bunu giyme
bu ayakkabıyla şunu giy ötekiyle bunu tak.Kadın özgürlüğüne düşkünse bu
modern toplumdan sıkılacak.Çünkü esasında kadının mutlu olabileceği yer
bu toplum değil.Kadın özgür olacağını zannettiği yerde esir olmuştur.Bu
toplumumuzdada sıkılıkla görülür.Zengin ailelere gelin giden taşra
kızları boğulurlar.Kadın sonunda dayanamayı adanın diğer kıyısına
gececek.Kendisini seven medniyetsiz ama kuralları olmayan sevgisiyle
özgürleştrdiği birlikteliğini sonuna kadar taşiyacak diğer ilkel adamın
yanına gidecek.Ve onunla daha mutlu olacak.Hayır bu kız öyle bir kız
değilse düzene ayak uydurmuş bir kızdan bahsediyoruz demektir.
Peki özgürlük vaadiyle insanları daha refah dolu bolluk içinde
yaşatacağını vaad etmiş bu yolla ortaya çıkmış kapitalizm gerçekte
nedir ne getirtmiştir?Kapitalizm insanları uyutma kandırma önlerine
perde çekme sanatıdır.Güvensizlik ve sınıf çatışamaları ve adaletsizlik
getirmiştir.Ayrıca kapitalizm faşizmin kendisinden bile daha faşist
dir.
Kapitalizmin medya gibi yazılı ve görsel basın gibi güçlü silahları
vardır.Bunlar size özgür bir seçme olanağı verdiğini söylerken aslında
faşist bir emri uygulatırlar.Ünlü olmak yada çok para kazanmak
istiyorsan bu numarayı aramalısın.Ama yinede sen bilirsin seçim
senin.Çok para kazanmak istemiyorsan o başka tabi tarzında faşistçe
seni içine çeker..Psikolojik ve sosyolojik yolları kullanır.Seni özgür
olduğun hissinden uzaklaştırmadan aslında esareti altına alır.O kadar
tehlikeli bir yaratıktır ki başka yerlere de sıçrar.Örneğin kendi
ülkenizde demokratik yollarla bir seçim yaptığınızı ve özgür iradenizle
birini seçip başbakan yaptığınızı sanırsınız oysa türlü oyun ve
dalaverelerle çeşitli psikolojik savaşlarla medya ve reklam oyunlarıyla
sandığınız özgür irade başka bir kapitalist ülkenin emperyalizmin
dayatmasıyla olmuştur.
Bu gündelik hayatımızda da böyledir.Bir şeyi yapmak istediğimizde
insan psikolojisinin buna vereceği tepki bunun nasıl yaptırıldığıyla
ilgilidir. Örneğin bir insana şunu yapacaksın dendiğinde o insan normal
şartlarda ne olursa olsun birazda olsa ona karşı direnç
geliştirecektir.Oysa post modern bir bakış açısıyla şunu yapmalısın
tabi seçim senin tabi eğer şunun şöyle olmasını istiyorsan gibi seçim
şansı verir gibi insanı özgürleştiren aslında köleliğe götüren bir
yönten gerçekte çok daha baskı unsuru yaratır.Ve önemlisi dürüst
değildir.
Örmeğin taşrada bu akşam üstü dedemi ziyaret etmemi isteyecek olan totaliter ailem muhtemelen şunu diyecekti
Küçük bir çocuk olarak canın bu ziyareti hiç istemese bile kabul
edeceksindir.Direnç göstersen bile bunu içten içe yapacaksın�Soru sorma
hakkın totaliter yapıda zaten yok.Dirensen de yinede sonuç değişmez.
İşte kapitalizmde post modernizmde bu durum daha değişik gelişiyor..
Akşamüstü dedenlere gitmelisin.Dedenin seni ne kadar sevdiğini
biliyorsun sana ne kadar güzel oyuncaklar aldığını da�Tabi eğer onu
gerçekten seviyorsan ziyaret etmelisin.
Çocuk ve insan psikolojisi olarak baktığımızda ikinci seçenek
insanı daha özgür hissettiren ama aslında daha emredici gizliden
gizliye çok daha baskıcı bir şekildir.Keza ikinci önermede hem
dedenizden hoşlanmanız gerektiği hem de bu gereklilik yüzünden ziyaret
etmenizin kaçinilmazliği vurgulanıyor.Retetmeniz halinde bir çok şey
ret etmiş oluyorsunuz.Kapitalizm özgürlük tanıdığını iddia ederek kesin
ve kati bir emir taşımaktadır.Bu anlamda kapitalizm yalancı ve sahtekar
ahlaksızlığın düzenbazlığın kaynağıdır.Her zaman için birinci
seçenekteki aile düzgün ve doğru olan olmuştur.İşte kapitalizm nedir
sorusunun cevabı budur..
Yazımı çok hoşuma giden bir fıkrayla bitiriyorum..
Bilen var mı bilmiyorum.Bu fıkra Feshedilmiş Demokratik Alman Cumhuriyetinde anlatılan eski bir fıkra: Bir Alman
işçisi Sibirya�da iş buluyor.Ordan arkadaşlarına mektup yazıyor.
mektupların sansürcüler tarafından okunacağını...bildiğinden
arkadaşlarına şöyle yazıyor:
�Aramızda gizli bir haberleşme sistemi belirleyelim.Benden
aldığınız bir mektup sıradan mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur.
kırmızı mürekkeple...yazılmışsa yanlıştır.�
Bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alıyorlar
�Burada her şey harika. Dükkanlar mal dolu. yiyecek.bol. Apartman
daireleri geniş ve güzel ısıtılıyor.Sinemalar Batı�nın filmlerini
gösteriyor. Sokaklar işveli kızlarla dolu. Burada tek
bulunmayan şey...kırmızı mürekkep.�
Özgür olmak için kendini özgür hissetmek sana seçme şansı tanınması
yeterli mi?İşte liberaller yıllar yılı özgürlük derken bunu atladılar
bunu gözden kaçirdilar.Mutlak özgürlükle bunun bir ilgisi yok.Yıllar
yılı sol görüşlü bir insan olarak liberallerin kapitalistlerin özgürlük
adı altındaki esaretine küfretmekten yoruldum.Hikayeyi
görüyorsunuz.İstenilen tüm özgürlüklere sahip olunduğu fikrinden...yola
çıkılıyor. Ama sonra
tek eksiğin kırmızı...mürekkep olduğu ekleniyor.
Kendimizi özgür...hissediyoruz çünkü özgür olmayışımızı ifade edecek o dilden yoksunuz.
13/12/2007 - Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)
Yazan Ödev Sayfasi
Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)
Küçük bir çocukken hani, kışın kırık dökük asfalt zemin buzla
kaplandığında eski sandıkları heyecanla kızak haline getirmeye
çalıştığımız,taş toprak birbirimize doğrudan ya da kartopunun içine
gizlice saklayarak atmak dahil vahşice oyunlar oynadığımız,insanın
kanını donduran havalarda it gibi soğukta titremeyi pencerenin
arkasından dışarıda oynayanları seyretmeye her defasında
yeğlediğimiz,kıpkırmızı olmuş eldivensiz ellerimiz asfalta değmesi ve
korkunç acı vermesi riskine gözümüzü kırpmadan girdiğimiz zamanlar�
Kurallarla dolu taşra bir mahalleydik.Bir şeyin yapılmamasının
neden olduğunun açıklaması olmazdı.Şimdi düşünüyorum bu dogmatiklik
acaba dini inançları kuvvetli olan bu insanların bu inançlarının
yaşamlarına sirayet etmesi olarak yorumlanabilir mi? Belki de
evet.Doğru cevabı budur bu sorunun.
�Yapma�larla dolu hayatımızda bunları sorgulamak ortaçağ
Avrupasının skolastik düşünce sistemiyle birebir örtüşüyordu.Örneğin
Akşam eve akşam ezanı okunmadan önce gelinmesi neden gerekirdi?Akşam
ezanı sadece insanları ibadete davet etmiyor aynı zamanda insanların
evde olması gerektiğini ilahi yoldan iletiyordu sanki.Çok defa oyunun
en tatlı yerinde minareden duyduğum sesle irkilmişimdir.Şartlı refleks
olarak ezan bir küçük çocuk için hiçbir zaman akşam namazını değil eve
geç kaldiğinin az sonra yiyeceği dayağın bildirilişi olmuştur.
İnsan yaşamında en önemli kavramların başında özgürlük
gelmekte.İnsanlar uluslar milletler kavimler tarih boyunca büyük
özgürlük kavgaları verdiler.Bağımsızlık üzerine şarkılar söyledi
destanlar yazdılar.Gözünü kırpamadan canlarını verdiler.
Toplumsal özgürlük amiyane kaba bir tanımla iç ve dış işlerinde
bağımsızlık olarak değerlendirmek mümkün. Soğuk savaş zamanlarında
Dünyayı tehdit ettiği düşünülen küresel komünizm insanlara eşitlik vaad
ederken baskıcı ve özgürlükçü olmamakla kapitalizm tarafından
eleştiriliyor özgürlük serbestlik slogan olup yağıyordu.İnsanların
temelde eşitlikten daha çok istediği bir şey miydi özgürlük?Bu çok
önemli bir sorudur.Hangisi daha önemli özgürlük mü eşitlik mi?
Soğuk savaş bitip te yeni dünya düzeni kurulmaya başlanırken
insanlar artık daha özgür daha serbest olduklarını sanıyorlardı.Çünkü
serbest piyasa diyen serbestlik diyen özgürlük diyenler para diyenler
kazanmıştı.Artık daha özgür bir dünya bizleri bekliyordu.
Bölüm-2
Diğer tüm çocuklar gibi uzun bir süre yaşamımı bu kuralları
sorgulamadım.Neden niçin olduklarını neden yaşamımızda olması
gerektiğine düşünmüşlüğüm yok o küçük yaşlarda.Hatırlıyorum o zamanlar
bunların normal olduğunu düzen için lazım olduğunu akşam dışarıda
olmanın çokta akıllıca bir hareket olmayacağını safça kabul
etmişimdir.Yinede bunun bende sıkıntı yarattığı zamanlar çok
olmuştur.Taşra yerler ebebeynler çocuklarına bir şeyi neden yapmamaları
gerektiğini pek anlatmak istemezler.Arada sırada dinsel ve geleneksel
töreler ekseninde açıklamaların dışında akli başında psikolojik yada
tarihsel siyasi bir örnekle bağdaştirilmiş bir açıklama yada küçük bir
çocuğun kafasında soru işaretlerini tamamen silecek bir yanıt bulması
nerdeyse imkansiz gibidir.Keza bu açıklamayı yapabilecek anne babanın o
mahallede olması pek beklenemezdi.
Bir şey sana yapma denilirse yapmazsın yap denilirse yaparsın Neden
sorusunu sormazsın.İşte yıllar sonra biz bu soruları soracağız.
Bilirsiniz meşhur bir hikaye vardır.Devrimsiz devrim olurmu sorusuna da cevap olacak nitelikte bir hikayedir aynı zamanda
Bir zamanlar Şehirden gelen bir genç, dolap beygirinin boynundaki
çanın ne işe yaradığını sorar köylüye. Köylü ona eğer beygir durursa
çan sesi duyulmaz, ben de gelir dürterim beygiri diye cevap verir. Bu
sözler üzerine şehirli genç: peki, der beygir hem yürümez, hem de
boynunu sallar ise? köylü hiç düşünmediği bu ihtimal üzerine şu cevabı
verir gence: bizim buralarda senin gibi akıllı beygir bulunmaz.
Peki acaba bize özgürlük vaad eden kapitalizm hakikaten sözünü
tutmuşmudur?Çevrenize bakın etrafınızda olup bitenlere baş döndüren
teknolojiye nerdeyse tuvaletimizi bile internetten yaptığımız dijital
göstergeli ped talep ettiğimiz hızla makineleşan dünyada ne kadar
özgürüz?Bugün yapılan araştırmalarda insanların kendilerini mutlu
hissetmesinde gösterilen kriterler arasında güvenlik önde gelen
kavramlardan biri.Bütün kapitalist ülkelere bakın İngiltere�yi düşünün
Amerika�yı gözünüzün önüne getirin.Kimsenin kimseye güvenmediği
herkesin potansiyel suçlu olarak göründüğü havaalanında alınan insanı
boğan önlemlerden tutunda , kimi çarşılara 18-25 yaş grubu gençlerin
alınmadığı bir dünya.Elinde paketle dolaşan herkese şüpheyle bakıldığı
bir yerden bir yere gitmek için yüz tane güvenlik duvarından geçtiğiniz
tepeden tırnağa ayak tırnağızdan kıçınıza kadar arandığınız bir
dünya.Bu dünya bize özgürsün ama diyor..Koca bir ama�Ünlü bir söz
vardır bir cümlede ama kullanılmışsa ama dan önce gelen cümle
anlamsizdir.(yalandır)
Yine hayalgümüzü zorlayarak bir ada düşünelim.Diyelim ada ikiye
bölünmüş.Bir yanda zengin medeniyeti gelişmiş hatta modern çağı yaşayan
bir toplum.Diğer yanda sadece ev baraka yapmayı bilen gelişmemiş ulus
bile olamamış bir yer...
Ve bir kadın düşünün.bu kadın medeniyetsiz adanın diğer tarafında
olan insanı retedecek.Adanın bu yanında bulunan daha eğitimli insanı
seçecek.Niçin yapacak bunu?Daha huzurlu daha mutlu olmak adına.Eğitimli
insanların bulunduğu taraf daha kuralcı bir yer olacak.Sağ elle bıçak
sol ella çatal.Bunun gibi bir sürü zırvalık.İşe yaramaz insan hayatını
sürekli kısıtlayan şeyler.Özgürlüğün önündeki engeller.Kurallar bunu
yap ötekini yapma şuraya şu saaate şöyle yaprk gel.Onu giy bunu giyme
bu ayakkabıyla şunu giy ötekiyle bunu tak.Kadın özgürlüğüne düşkünse bu
modern toplumdan sıkılacak.Çünkü esasında kadının mutlu olabileceği yer
bu toplum değil.Kadın özgür olacağını zannettiği yerde esir olmuştur.Bu
toplumumuzdada sıkılıkla görülür.Zengin ailelere gelin giden taşra
kızları boğulurlar.Kadın sonunda dayanamayı adanın diğer kıyısına
gececek.Kendisini seven medniyetsiz ama kuralları olmayan sevgisiyle
özgürleştrdiği birlikteliğini sonuna kadar taşiyacak diğer ilkel adamın
yanına gidecek.Ve onunla daha mutlu olacak.Hayır bu kız öyle bir kız
değilse düzene ayak uydurmuş bir kızdan bahsediyoruz demektir.
Peki özgürlük vaadiyle insanları daha refah dolu bolluk içinde
yaşatacağını vaad etmiş bu yolla ortaya çıkmış kapitalizm gerçekte
nedir ne getirtmiştir?Kapitalizm insanları uyutma kandırma önlerine
perde çekme sanatıdır.Güvensizlik ve sınıf çatışamaları ve adaletsizlik
getirmiştir.Ayrıca kapitalizm faşizmin kendisinden bile daha faşist
dir.
Kapitalizmin medya gibi yazılı ve görsel basın gibi güçlü silahları
vardır.Bunlar size özgür bir seçme olanağı verdiğini söylerken aslında
faşist bir emri uygulatırlar.Ünlü olmak yada çok para kazanmak
istiyorsan bu numarayı aramalısın.Ama yinede sen bilirsin seçim
senin.Çok para kazanmak istemiyorsan o başka tabi tarzında faşistçe
seni içine çeker..Psikolojik ve sosyolojik yolları kullanır.Seni özgür
olduğun hissinden uzaklaştırmadan aslında esareti altına alır.O kadar
tehlikeli bir yaratıktır ki başka yerlere de sıçrar.Örneğin kendi
ülkenizde demokratik yollarla bir seçim yaptığınızı ve özgür iradenizle
birini seçip başbakan yaptığınızı sanırsınız oysa türlü oyun ve
dalaverelerle çeşitli psikolojik savaşlarla medya ve reklam oyunlarıyla
sandığınız özgür irade başka bir kapitalist ülkenin emperyalizmin
dayatmasıyla olmuştur.
Bu gündelik hayatımızda da böyledir.Bir şeyi yapmak istediğimizde
insan psikolojisinin buna vereceği tepki bunun nasıl yaptırıldığıyla
ilgilidir. Örneğin bir insana şunu yapacaksın dendiğinde o insan normal
şartlarda ne olursa olsun birazda olsa ona karşı direnç
geliştirecektir.Oysa post modern bir bakış açısıyla şunu yapmalısın
tabi seçim senin tabi eğer şunun şöyle olmasını istiyorsan gibi seçim
şansı verir gibi insanı özgürleştiren aslında köleliğe götüren bir
yönten gerçekte çok daha baskı unsuru yaratır.Ve önemlisi dürüst
değildir.
Örmeğin taşrada bu akşam üstü dedemi ziyaret etmemi isteyecek olan totaliter ailem muhtemelen şunu diyecekti
Küçük bir çocuk olarak canın bu ziyareti hiç istemese bile kabul
edeceksindir.Direnç göstersen bile bunu içten içe yapacaksın�Soru sorma
hakkın totaliter yapıda zaten yok.Dirensen de yinede sonuç değişmez.
İşte kapitalizmde post modernizmde bu durum daha değişik gelişiyor..
Akşamüstü dedenlere gitmelisin.Dedenin seni ne kadar sevdiğini
biliyorsun sana ne kadar güzel oyuncaklar aldığını da�Tabi eğer onu
gerçekten seviyorsan ziyaret etmelisin.
Çocuk ve insan psikolojisi olarak baktığımızda ikinci seçenek
insanı daha özgür hissettiren ama aslında daha emredici gizliden
gizliye çok daha baskıcı bir şekildir.Keza ikinci önermede hem
dedenizden hoşlanmanız gerektiği hem de bu gereklilik yüzünden ziyaret
etmenizin kaçinilmazliği vurgulanıyor.Retetmeniz halinde bir çok şey
ret etmiş oluyorsunuz.Kapitalizm özgürlük tanıdığını iddia ederek kesin
ve kati bir emir taşımaktadır.Bu anlamda kapitalizm yalancı ve sahtekar
ahlaksızlığın düzenbazlığın kaynağıdır.Her zaman için birinci
seçenekteki aile düzgün ve doğru olan olmuştur.İşte kapitalizm nedir
sorusunun cevabı budur..
Yazımı çok hoşuma giden bir fıkrayla bitiriyorum..
Bilen var mı bilmiyorum.Bu fıkra Feshedilmiş Demokratik Alman Cumhuriyetinde anlatılan eski bir fıkra: Bir Alman
işçisi Sibirya�da iş buluyor.Ordan arkadaşlarına mektup yazıyor.
mektupların sansürcüler tarafından okunacağını...bildiğinden
arkadaşlarına şöyle yazıyor:
�Aramızda gizli bir haberleşme sistemi belirleyelim.Benden
aldığınız bir mektup sıradan mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur.
kırmızı mürekkeple...yazılmışsa yanlıştır.�
Bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alıyorlar
�Burada her şey harika. Dükkanlar mal dolu. yiyecek.bol. Apartman
daireleri geniş ve güzel ısıtılıyor.Sinemalar Batı�nın filmlerini
gösteriyor. Sokaklar işveli kızlarla dolu. Burada tek
bulunmayan şey...kırmızı mürekkep.�
Özgür olmak için kendini özgür hissetmek sana seçme şansı tanınması
yeterli mi?İşte liberaller yıllar yılı özgürlük derken bunu atladılar
bunu gözden kaçirdilar.Mutlak özgürlükle bunun bir ilgisi yok.Yıllar
yılı sol görüşlü bir insan olarak liberallerin kapitalistlerin özgürlük
adı altındaki esaretine küfretmekten yoruldum.Hikayeyi
görüyorsunuz.İstenilen tüm özgürlüklere sahip olunduğu fikrinden...yola
çıkılıyor. Ama sonra
tek eksiğin kırmızı...mürekkep olduğu ekleniyor.
Kendimizi özgür...hissediyoruz çünkü özgür olmayışımızı ifade edecek o dilden yoksunuz.