<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Ödev Sayfası</title>
        <description>ödev sayfasi</description>
        <link>http://odevsayfasi.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 23:35:32 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Tuzun Tarihi - Tuzun Tarihçesi</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/tuzun-tarihi-tuzun-tarihcesi_24861941.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/tuzun-tarihi-tuzun-tarihcesi_24861941.html</guid> 
            <description>Tuzun Tarihi&amp;nbsp;Tuz, Orta&amp;ccedil;ağ'in en &amp;ouml;nemli ticaret konularından biriydi: Akdeniz kentlerinden Comacchio, Venedik, Peccais ve Narbonne, &amp;ouml;nemli merkezlerdi. Setubal b&amp;ouml;lgesi ve &amp;ouml;zellikle Garonne nehrinin kuzeyinde (Brouage, Bourgneuf, Guerande) kalan Atlas okyanusu kıyıları, Kuzey Avrupa'nın gereksinimini karşılıyordu. O sıralarda kara taşımacılığının deniz taşımacılığına oranla daha d&amp;uuml;ş&amp;uuml;k durumda oluşu nedeniyle Comte, Lorraine, L&amp;uuml;neburg, Avusturya (Tirol, Salzkammergut), Polonya (VVİeliczka), Macaristan'ın tuz ticaretini sınırlandırdı. Bu tuz yatakları, buharlaştırma kazanlarında &amp;ccedil;ok miktarda odun kullanmayı gerektirdiğinden g&amp;uuml;&amp;ccedil; duruma d&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Salamuranın koyulaştırılması ve tuzun geniş kullanılma alanları bulması sonucunda h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarlar bu maddeyi tekelleştirdiler ve vergilendirdiler.T&amp;uuml;rkiye'deyse, İzmir &amp;Ccedil;amaltı tuzlasının tarihi pek bilinmemekle birlikte, bu tuzladan, ilkel y&amp;ouml;ntemlerle uzun zamandan beri tuz elde edildiği tahmin edilmektedir. Bu tuzlar, 1863 yılında İtalyanlar tarafından modernleştirilmiş, bir s&amp;uuml;re yerel tuz &amp;uuml;reticileri tarafından işletilmiş, daha sonra Galata bankerlerine intikal etmiş ve karşılığında Hazine'ye ufak bir vergi &amp;ouml;denmiştir: 1912 yılında devletleştirilerek Maliye bakanlığı'na devredilmiş; 1933 yılında ise Tekel bakanlığı'na bağlanmıştır.Kaynak:B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Larousse, Cilt 19, sf 11775...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 19:54:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tuzların Hazırlanması - Tuz nedir - Tuzun Kullanım Alanları</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/tuzlarin-hazirlanmasi-tuz-nedir-tuzun-kullanim-alanlari_24858641.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/tuzlarin-hazirlanmasi-tuz-nedir-tuzun-kullanim-alanlari_24858641.html</guid> 
            <description>Kimyada, bir asit ile baz arasında ger&amp;ccedil;ekleşen kimyasal tepkime sonucunda suyla birlikte oluşan maddeye tuz denir. Birbirinden farklı y&amp;uuml;zlerce tuz t&amp;uuml;r&amp;uuml; vardır. Ama g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k konuşma dilinde &quot;tuz&quot; denince bilinen sofra tuzu kastedilir; sofra tuzunun kimyasal bileşimi sodyum klor&amp;uuml;rd&amp;uuml;r. Bu maddenin birinci b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nde, &amp;ouml;nemli bir kimyasal bileşikler grubu olarak tuzlar, ikinci b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nde ise sofra tuzu ele alınmıştır.Tuzların Hazırlanması Tuzların oluşum tepkimesi bir denklem bi&amp;ccedil;iminde yazılabilir: asit + baz---&amp;gt; tuz + su. Kimyada, herhangi bir asitle tepkimeye girdiğinde o asidi n&amp;ouml;trleştirerek, yani onun asit olma &amp;ouml;zelliklerini ortadan kaldırarak, tuz ve su oluşumuna yol a&amp;ccedil;an maddeye baz denir.Bazlar genellikle metal oksitleri ya da hidroksitleridir; tuz oluşumu sırasında bazdaki metal, asitteki hidrojenif( yerini alır. Tuzlar oluştukları aside g&amp;ouml;re adlandırılır. Buna g&amp;ouml;re, hidroklorik asidin n&amp;ouml;trleştirilmesi (yansızlaştınlması) sonucu ortaya &amp;ccedil;ıkan tuzlara klor&amp;uuml;rler; nitrik asitten oluşanlara nitratlar; s&amp;uuml;lf&amp;uuml;rik asitten oluşanlara s&amp;uuml;lfatlar; karbonik asitten oluşanlara karbonatlar denir. Bu &amp;ouml;rnekler daha da &amp;ccedil;oğaltılabilir.Tuzların &amp;Ouml;zellikleri ve Kullanım Alanları. Tuzların &amp;ccedil;oğu artı ya da eksi y&amp;uuml;kl&amp;uuml; atom lardan ya da iyon denen atom gruplarından oluşur; artı y&amp;uuml;kl&amp;uuml; iyo'nlar (katyonlar) metalden, eksi y&amp;uuml;kl&amp;uuml; iyonlar (anyonlar) ise asitten gelir. Katı haldeki bir tuzun iyonları, belirli bir yerleşim d&amp;uuml;zeni i&amp;ccedil;inde bir araya gelerek bir...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:51:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dik prizmalarda alan nasıl hesaplanır?</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/dik-prizmalarda-alan-nasil-hesaplanir_24858521.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/dik-prizmalarda-alan-nasil-hesaplanir_24858521.html</guid> 
            <description>Dik Prizmalarda Alan ve Hacim HesaplamasıAlt ve &amp;uuml;st tabanları paralel eş şekillerden oluşan cisimlere prizma denir. Yan y&amp;uuml;zeyleri taban d&amp;uuml;zlemine dik olan prizmalara dik prizma adı verilir.Prizmalarda yan y&amp;uuml;zeyleri birleştiren ayrıtlara yanal ayrıt denir.[AA'], [BB'], [CC'], [DD'] yanal ayrıtlardır.Dik prizmalarda yanal ayrıt cismin y&amp;uuml;ksekliğine eşittir.Cismin y&amp;uuml;ksekliğine h dersekh = |AA'| = |BB'| = |CC'| = |DD'| olur.&amp;nbsp;Prizmanın HacmiHacim=Taban Alanı x Y&amp;uuml;kseklikDik prizmanın taban bi&amp;ccedil;imi nasıl olursa olsun, yanal y&amp;uuml;zeyi daima bir dikd&amp;ouml;rtgen olur. Yanal y&amp;uuml;z&amp;uuml; oluşturan dikd&amp;ouml;rtgenin alt kenarı tabanın &amp;ccedil;evresi kadardır. Diğer kenarı ise h y&amp;uuml;ksekliği kadar olur.Yanal Alan = Taban &amp;ccedil;evresi x Y&amp;uuml;kseklik B&amp;uuml;t&amp;uuml;n dik prizmaların yanal alanı taban &amp;ccedil;evresi ile y&amp;uuml;ksekliğin &amp;ccedil;arpımıdır. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n Alan ise yanal alan ile iki taban alanının toplamıdır.T&amp;uuml;m Alan = Yanal Alan + 2. Taban Alanı 1. Dikd&amp;ouml;rtgenler PrizmasıDikd&amp;ouml;rtgenler prizması yan y&amp;uuml;zeyleri karşılıklı ikişer ikişer eş olan altı adet dikd&amp;ouml;rtgenden oluşan prizmadır. Burada hacim, taban alanı olan (a.b) ile y&amp;uuml;kseklik olan (c) nin &amp;ccedil;arpımıdır. Alan ise (a.b), (b.c) ve (a.c) y&amp;uuml;zey alanlarının ikişer katlarının toplamıdır. Dikd&amp;ouml;rtgenler prizmasında birbirine en uzak iki k&amp;ouml;şeyi birleştiren doğru par&amp;ccedil;asına cisim k&amp;ouml;şegeni denir.&amp;nbsp; Cisim k&amp;ouml;şegeni daima prizmanın i&amp;ccedil;inden ge&amp;ccedil;er. Y&amp;uuml;zeylerinden ge&amp;ccedil;mez. Sadece bir y&amp;uuml;zeyden ge&amp;ccedil;en k&amp;ouml;şegene o y&amp;uuml;ze ait y&amp;uuml;zey k&amp;ouml;şegeni denir. Burada k&amp;ouml;şegenlerin uzunlukları|AC'| = |A'C| = |BD'| = |B'D| = e (cisim k&amp;ouml;şegeni)|BD| = f (Y&amp;uuml;zey k&amp;ouml;şegeni) olsun. Bu durumdaHacim = a.b.c Alan =2(ab...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yeryüzünde Sıcaklık Dağılışının incelenmesi</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/yeryuzunde-sicaklik-dagilisinin-incelenmesi_24858431.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/yeryuzunde-sicaklik-dagilisinin-incelenmesi_24858431.html</guid> 
            <description>Yery&amp;uuml;z&amp;uuml;nde sıcaklık dağılışları incelenirken şu ortalamalar dikkate alınır : &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; -Yıllık sıcaklık ortalamaları &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; -Ocak ayı sıcaklık ortalamaları &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; -Temmuz ayı sıcaklık ortalamaları &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yıllık sıcaklık ortalamalarına g&amp;ouml;re : &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Yery&amp;uuml;z&amp;uuml;nde sıcaklık kuşakları oluşmuştur. Genel olarak d&amp;ouml;nenceler arasında kalan kesimler sıcak kuşağı oluşturur. Kutuplar &amp;ccedil;evresi soğuk kuşak , arada kalan enlemler ise ılıman kuşaktır. T&amp;uuml;rkiye ılıman kuşakta yer alır. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Kuzey Yarımk&amp;uuml;re'de G&amp;uuml;ney Yarımk&amp;uuml;re'ye g&amp;ouml;re sıcak ve ılıman kuşak daha geniş, soğuk kuşak daha dardır. Bunun nedeni K.Y. de karaların daha geniş yer kaplamasıdır. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - İzoterm eğrileri G.Y. de daha d&amp;uuml;zenli uzanır. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; burada karalar azdır. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - K.Y. de y&amp;uuml;ksek enlemlerde karaları...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:46:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebir Hangi Bilimlerde Kullanılır?</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-hangi-bilimlerde-kullanilir_24858191.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-hangi-bilimlerde-kullanilir_24858191.html</guid> 
            <description>Matematik, Astronomi, Bilgisayar Programcılığı ve Tıp&amp;rsquo;ta cebir kullanılır.İslamiyet&amp;rdquo;in başlangı&amp;ccedil; yıllarında; dini g&amp;uuml;nlerin tespiti, namaz vakitlerinin belirlenmesi, takvim hazırlanması gibi problemlerle uğraşılmış olunduğu, o devir İslam matematik&amp;ccedil;ilerinin, arazi &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;leri, veraset hesapları, y&amp;uuml;kseklik tayini ve g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k yaşantı i&amp;ccedil;in gerekli pratik &amp;ouml;l&amp;ccedil;me ve hesaplamalar hakkında bazı &amp;ccedil;alışmalarında cebirden faydalanmışlardır....</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebirde bilinmeyene neden &quot;x&quot; denir</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebirde-bilinmeyene-neden-x-denir_24858031.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebirde-bilinmeyene-neden-x-denir_24858031.html</guid> 
            <description>Neredeyse her bilinmeyeni simgelemek i&amp;ccedil;in kullanılan x harfi nereden geliyor?Bu harfin k&amp;ouml;keni Arap&amp;ccedil;a &amp;ldquo;şey&amp;rdquo; kelimesine dayanıyor. Daha sonra İspanyolcaya &amp;ccedil;evrilen cebir kaynaklarında &amp;ldquo;xay&amp;rdquo; olarak g&amp;ouml;z&amp;uuml;ken ifade x olarak kısaltıldı ve cebir&amp;rsquo;in bilinmeyeni simgelemede kullandığı en tercih edilir harf haline geldi....</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebiri ilk defa kim Kullandı - İlk kullanılış zamanı</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebiri-ilk-defa-kim-kullandi-ilk-kullanilis-zamani_24857961.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebiri-ilk-defa-kim-kullandi-ilk-kullanilis-zamani_24857961.html</guid> 
            <description>Cebir ile ilgili en eski bilgiler M.&amp;Ouml;. 1700-1600 dan kalan eski Mısır papir&amp;uuml;sleri &amp;uuml;zerinde yazılmış olarak bulunmuştur. Kullanımı bazı basit denklemlerin &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;mlerinden ibaret olduğu ortaya &amp;ccedil;ıkmıştır. Sonradan eski Yunan matematik&amp;ccedil;ileri cebir ile geometriyi ortak kullanmışlardır. Euclid (M.&amp;Ouml;. 300) ve ilk olarak cebirsel semboller kullanan Diophanteus (M.&amp;Ouml;. 275) xy = k2 , x+y = a , x2 - y2 = a2 bi&amp;ccedil;imindeki denklemlerin &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;mlerini aramışlardır. Eski zamanlarda &amp;Ccedil;inliler ve Hintliler de denklem &amp;ccedil;&amp;ouml;zmeyi biliyorlardı; Brahmagupta (M.S.628), Mahavira (M.S. 850), Bhaskara (M.S. 1150) cebirsel y&amp;ouml;ntemlerle bir &amp;ccedil;ok problemi &amp;ccedil;&amp;ouml;zm&amp;uuml;şlerdir. İslam matematik&amp;ccedil;ileri arasında Mohammed ibn Musa al-KhoWarizmi (M.S. 825) ve al-Karkhi (M.S. 1100) en &amp;uuml;nl&amp;uuml;leridir. &amp;Ouml;zellikle, al-KhoWarizmi&amp;rsquo;nin cebri avrupalılar &amp;uuml;zerinde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k etki g&amp;ouml;stermiştir. Avrupada ilk olarak, İtalyada cebir &amp;ouml;ğrenilmeye başlamıştır.&amp;Ouml;zellikle, ikinci ve &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; derece denklemlerin &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;lmesine &amp;ccedil;alışılmıştır. Avrupada cebir ile uğraşan en eski matematik&amp;ccedil;iler Tataglia (1535), Cardan (1545), Ferrari (1540), Vieta (1590), Harriot (1600) , Descartes (1637) ve Wallis (1655) dir.Daha sonra,cebir Avrupalı matematik&amp;ccedil;iler tarafından geliştirilmiştir. Ruffini (1803), Abel (1824), Galois (1831) 19-uncu y&amp;uuml;zyılın başındaki en &amp;ouml;nemli matematik&amp;ccedil;ilerdir....</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebir&amp;#8217;e neden ihtiyaç duyulur?</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-e-neden-ihtiyac-duyulur_24857921.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-e-neden-ihtiyac-duyulur_24857921.html</guid> 
            <description>Cebir yapı, bağlantı ve miktar &amp;uuml;zerine uğraşan bir matematik dalıdır. Bilinmeyen değerlerin, işaret ve harflerle sembolize edilerek kurulan denklemlerle bulunması (yada bilinmeyenlerin arasındaki bağlantının bulunması) esasına dayanır. Cebir temellerini El Harezmi&amp;rsquo;den alır. Cebir ardı Harezmi&amp;rsquo;nin &amp;ldquo;El&amp;rsquo;Kitab&amp;rsquo;&amp;uuml;l-Muhtasar fi Hısab&amp;rsquo;il - Cebri ve&amp;rsquo;l-Mukabele&amp;rdquo; adlı eserinden gelmektedir. Bu eser aynı zamanda doğu ve batının ilk cebir kitabı olma &amp;ouml;zelliğini taşımaktadır. El Harezmi&amp;rsquo;den bu yana cebir &amp;ccedil;ok değişmiştir. Cebir bilim dalı, aritmetiğin &amp;ccedil;&amp;ouml;zemediği pek &amp;ccedil;ok problemi &amp;ccedil;&amp;ouml;zebilmektedir....</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:38:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebir İsmi nerden gelir - Cebirin anlamı</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-ismi-nerden-gelir-cebirin-anlami_24857821.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-ismi-nerden-gelir-cebirin-anlami_24857821.html</guid> 
            <description>Cebir ismi Arap k&amp;ouml;kenli İslam Alimi El Cabir Bin Hayyam'ın isminden gelir. Bu alim cebirsel ifadeleri, denklemleri bulan ve ilk kullanan bilgindir. Daha sonra cebiri kullanan ve geliştirenler de İslam bilginleridir. Zaten ingilizce'de de cebirin karşılığı Algebra'dır! Algebra, El Cabir'den gelen bir isimdir....</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebirin Sağladığı Kolaylıklar nelerdir?</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebirin-sagladigi-kolayliklar-nelerdir_24857621.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebirin-sagladigi-kolayliklar-nelerdir_24857621.html</guid> 
            <description>Cebir, bilinmeyen cokluklarin, matematik sembolleri ile formule edilerek kurulan denklikler yardimi ile ifadesi ve bu denkliklerin cozulmesini konu alir. Cebir bilim dalı, aritmetiğin soyutlanmasıyla doğmuştur. Cebir bilim dalı, aritmetiğin &amp;ccedil;&amp;ouml;zemediği pek &amp;ccedil;ok problemi &amp;ccedil;&amp;ouml;zebilmektedir....</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebir Hangi bilimlerde Kullanılır?</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-hangi-bilimlerde-kullanilir_24857571.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebir-hangi-bilimlerde-kullanilir_24857571.html</guid> 
            <description>Cebir, matematiğin temelidir. Matematikteki denklemleri, eşitlik ve eşitsizlikleri, sayı &amp;ouml;zelliklerini i&amp;ccedil;ine alır. Bu bakımdan cebir, Fen Bilimleri ve M&amp;uuml;hendislikte yoğun olarak kullanılır ancak son yıllarda sosyal bilimlerde de istatistiksel &amp;ccedil;alışmalarda kullanılmaktadır! Yani &amp;ouml;zetle cebir mantığın temeli, mantık da b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bilimlerin temelidir! ...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:32:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cebirin tarihi - Cebir nedir - Tarihsel gelişimi</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebirin-tarihi-cebir-nedir-tarihsel-gelisimi_24857461.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/cebirin-tarihi-cebir-nedir-tarihsel-gelisimi_24857461.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp;Cebirin Tarihsel Gelişimi &amp;nbsp;Eski Mısırlılar'da Cebir&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İnceleyebildiğiniz kaynaklarda; Mısırlılarda, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; cebirin herhang ibir şeklinin varlığına dair, kesin bilgiler g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmemektedir. Ancak; Mısırlılarda, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; cebir konularına benzeyen, olduk&amp;ccedil;a ilkel cebirin varlığı g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmektedir. Bu konuda a h a h e s a b ı adı verilen bir hesaplama t&amp;uuml;r&amp;uuml;ne raslanlmaktadır. Bu hesaplama t&amp;uuml;r&amp;uuml; hakkında, Aydın Sayılı Mısırlılarda ve Mezopotamyalılarda Matematik, Astronomi ve Tıp adlı ...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:30:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Omurgalı Canlıların Özellikleri - Kuşlar - Sürüngenler - Balıklar</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/omurgali-canlilarin-ozellikleri-kuslar-surungenler-baliklar_24857211.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/omurgali-canlilarin-ozellikleri-kuslar-surungenler-baliklar_24857211.html</guid> 
            <description>Omurgalılar, yerleştikleri b&amp;uuml;t&amp;uuml;n yaşama ortamlarında egemenlik kurmuştur. Ana &amp;ouml;zellikleri, sırtları boyunca uzanan omurgadır. Bunu dışındaki bir&amp;ccedil;ok &amp;ouml;zellikleriyle de diğer hayvanlardan ayrılırlar. &amp;Ouml;rneğin iki yanlı bakışım g&amp;ouml;steren v&amp;uuml;cutlarında kas sistemi de b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de karşılıklı &amp;ccedil;iftler halinde gelişen kas gruplarından oluşur. Merkez sinir sisteminin omurilik adını alan ve omurganın i&amp;ccedil;inden ge&amp;ccedil;en b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; g&amp;ouml;vde ve uzantıları ile beyin arasında bir sinir k&amp;ouml;pr&amp;uuml;s&amp;uuml; kurar.Omurgalılarda kıkırdaktan, kemikten ya da her ikisinden oluşan ve hi&amp;ccedil;bir hayvan grubunda rastlanmayan bir i&amp;ccedil; iskelet sistemi vardır. Bu iskelet gelişim boyunca v&amp;uuml;cuda destek sağlayan b&amp;uuml;y&amp;uuml;menin sınırlarını genişletir. Bu nedenle omurgalıların &amp;ccedil;oğu, omurgasızlara g&amp;ouml;re daha iri yapılıdır. İskelet en ilkel t&amp;uuml;rlerin dışında kafatası, omurga ile kol ve bacak uzantı &amp;ccedil;iftlerini kapsar. Omurga ile omurgaya bağlanan kol ve bacak kemikleri v&amp;uuml;cudu destekler. Hareket kemiklere tutunmuş kasların etkinliğine bağlıdır. Hareketin yanı sıra sindirim, g&amp;ouml;rme, dolaşım ve v&amp;uuml;cut ısısını koruma gibi pek &amp;ccedil;ok işleve katkıda bulunan kas dokusu aynı zamanda v&amp;uuml;cudun dış &amp;ccedil;izgilerini belirler. V&amp;uuml;cudun dış &amp;ouml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml;, deri ve t&amp;uuml;revleri olan tırnak, pul, kıl, post, t&amp;uuml;y gibi hem &amp;ccedil;evreye uyum sağlamaya hem de i&amp;ccedil; b&amp;ouml;l&amp;uuml;mleri korumaya y&amp;ouml;neliktir.Omurgalıların &amp;uuml;reme y&amp;ouml;ntemlerinde g&amp;ouml;r&amp;uuml;len farklılıklar sudan bağımsız bir gelişme s&amp;uuml;recine uyarlanmalarıyla ilgilidir. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n omurgasızlarda eşeysel yoldan ger&amp;ccedil;ekleşen &amp;uuml;reme, bir yumurtanın d&amp;ouml;llenmesi ve bir embriyonun olgunlaşmasıyla ortaya &amp;ccedil;ıkar. D&amp;ouml;llenme ve gelişmenin 3 temel yolu vardır. İlki yumurtlayan hayvanlarda d&amp;ouml;llenmiş yada d&amp;ouml;llenmemiş yum...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kapitülasyonların verilmesinin Osmanlıya zararları</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/kapitulasyonlarin-verilmesinin-osmanliya-zararlari_24856881.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/kapitulasyonlarin-verilmesinin-osmanliya-zararlari_24856881.html</guid> 
            <description>Kapit&amp;uuml;l&amp;acirc;syonların zararları Kapit&amp;uuml;l&amp;acirc;syonlar, bir devleti kesinlikle &amp;ccedil;&amp;ouml;kertir. Osmanlı Devleti ile Hindistan T&amp;uuml;rk ve İsl&amp;acirc;m İmparatorlukları bunun en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k kanıtıdır. 1923 (Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n S.D.II, s. 97)Biliyorsunuz ki Osmanlı Devleti &quot;uhud-i atika&quot;* adı altında bir takım kapit&amp;uuml;l&amp;acirc;syonların esiri idi. Memleket i&amp;ccedil;indeki Hıristiyan unsurlar bir&amp;ccedil;ok ayrıcalıklara, bağışıklıklara sahip bulunuyordu. Bir devlet, kendi memleketinde bulunan yabancılara yargı hakkını uygulayamazsa, bir millet, kendi halkından aldığı bir vergiyi yabancılardan almaktan alıkonulmuş bulunursa, bir devlet kendi yaşamını kemiren kendi i&amp;ccedil;indeki unsurlar hakkında &amp;ouml;nlemler almaktan alıkonulursa b&amp;ouml;yle bir devletin, egemenliğine sahip bağımsız bir devlet olduğuna inanmak doğru olur mu? İşte Osmanlı Devleti b&amp;ouml;yle bir halde idi. Bu kadar da değil... Osmanlı Devleti, kendisini kuran esas unsurun, milletin insanca yaşamasını temin edecek işlere de girişmekten alıkonulmuştu. Memleketi bayındır duruma getiremez, demiryolu yaptıramaz, yaptırmaya giriştiği zaman derhal yabancılar karışır, hatta bir okul yapmak istediği zaman bile karışmayla karşılaşırdı. Belirtmeye değer ki, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bu fenalıklar, milletin boynuna ge&amp;ccedil;irilmiş b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bu zincirler, milletimizin herhangi bir hastalığından, devletin g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;zl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nden ileri gelmiş değildi. Tam tersine b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bu tutsaklık zincirleri devletin en g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;, en kuvvetli bulunduğu bir zamanda boynumuza, devletin boynuna ge&amp;ccedil;irilmiştir.Efendiler, bu halin sebebini devlet kavramını anlayış şeklinde aramak gerekir. Biliyorsunuz ki tacidarlar, h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarlar ve &amp;ouml;zellikle kendilerine &quot;Allah'ın G&amp;ouml;lgesi&quot; diyen padişahlar, memleketi kendi m&amp;uuml;lk&amp;uuml; ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n temel unsur olan milleti de yine Allah tarafından kayıtsız şartsız em...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:22:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Matematikte Düzlem Hakkında Bilgi</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/matematikte-duzlem-hakkinda-bilgi_24856761.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/matematikte-duzlem-hakkinda-bilgi_24856761.html</guid> 
            <description>Matematikte D&amp;uuml;zlemGeometride nokta, doğru, d&amp;uuml;zlem ve uzay gibi bazı kavramlar tanımsız olarak kabul edilir. Kalemin veya sivri bir şeyin ucunun bıraktığı ize nokta diyebiliriz. Cetvelin kenarı ile bir doğru &amp;ccedil;izebiliriz. Sınıfın duvarı, pencere camı birer d&amp;uuml;zlemdir. Odanın i&amp;ccedil;erisi, herhangi bir cismin kapladığı yer birer uzay belirtirler.Nokta : &amp;laquo; . &amp;raquo; Bi&amp;ccedil;iminde ifade edilir ve genellikle b&amp;uuml;y&amp;uuml;k harfle g&amp;ouml;sterilir. Nokta boyutsuzdur.&amp;laquo; . &amp;raquo; nokta, &amp;laquo; . A&amp;rdquo; A noktasıDoğru : iki ucuna ok işareti koyulmuş d&amp;uuml;z bir &amp;ccedil;izgi ile g&amp;ouml;sterilir. Doğru k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k harfle veya &amp;uuml;zerindeki iki nokta ile g&amp;ouml;sterilir. d &amp;raquo;d doğrusu veya AB doğrusu diye okunur. Buradaki A ve B noktaları doğrunun birer elemanıdır.A &amp;Icirc;d ve B &amp;Icirc; d bi&amp;ccedil;iminde yazılır.Farklı iki noktadan bir tek doğru ge&amp;ccedil;er. Farklı iki nokta bir tek doğru belirtir. Doğru bir boyutludur. Yani sadece uzunluk s&amp;ouml;z kon...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:20:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Geometri ve Geometrik şekillerin tarihçesi</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/geometri-ve-geometrik-sekillerin-tarihcesi_24856651.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/geometri-ve-geometrik-sekillerin-tarihcesi_24856651.html</guid> 
            <description>Uzayın ve uzayda tasarlanabilen bi&amp;ccedil;imlerin, kurallara uyularak incelenmesini konu alan matematik dalı. Yunanca &amp;laquo;ge&amp;raquo;, yer ve &amp;laquo;metron&amp;raquo;, &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;den.Geometri Nil kıyılarında doğdu. Bu ırmağın d&amp;uuml;zenli aralıklarla taşması, tarlaların sınırlarını siliyor, Mısırlıları g&amp;uuml;&amp;ccedil; sorunlarla karşı karşıya bırakıyordu: &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; tarlaların sınırlarını yeniden &amp;ccedil;izmek, herkese kendi yerini vermek, bunun i&amp;ccedil;in de tarlaların y&amp;uuml;z&amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml; hesaplamak, nirengiler dikmek, kısacası, geometri yapmak gerekiyordu.Doğru Kavramının Anlaşılması İ&amp;ccedil;ininsanlara, yer &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;m&amp;uuml;ne ilişkin somut sorunları &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;mleme olanağını veren geometriden, giderek soyut bir geometri doğdu. B&amp;ouml;ylece aynı kavramın değişik durumlara uygulanabileceği anlaşıldı. S&amp;ouml;zgelimi, deniz &amp;uuml;zerindeki ufuk &amp;ccedil;izgisiyle &amp;ccedil;ek&amp;uuml;l&amp;uuml;n gergin ipi arasında hi&amp;ccedil; bir maddi ortaklık yoktur; ama ikisi de geometride doğru adı verilen kavramı belirtir; doğru kavramı, ancak bunun gibi somut &amp;ouml;rneklere bakılarak anlaşılabilecek bir kavramdır.Bir k&amp;acirc;ğıdın &amp;uuml;st&amp;uuml;ne &amp;ccedil;izilen d&amp;uuml;z bir &amp;ccedil;izgi, doğru hakkında yaklaşık bir fikir verir. Oysa doğru, sınırlı değildir (&amp;ccedil;izgi ise yaprağın kenarında biter) ve doğrunun kalınlığı yoktur (&amp;ccedil;izginin ise ne kadar ince &amp;ccedil;izilmiş olursa olsun, bir kalınlığı vardır). Bunun gibi, bir topa, bir k&amp;uuml;reye bakılarak k&amp;uuml;re kavramı hakkında bir fikir sahibi olunabilir.Eukleides'in Aksiyomları ve Teoremleriİskenderiyeli bir Yunan bilgini olan Eukleides, M.&amp;Ouml;. III. yy .da geometri hakkında ilk m&amp;uuml;kemmel kitabı yazdı. Eukleides o zamanki kitaplarında (bunlar somut sorunların &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml; g&amp;ouml;steren basit &amp;laquo;re&amp;ccedil;ete&amp;raquo; derle...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:15:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tanzimat Döneminde Çıkan Gazeteler hakkında Bilgi</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/tanzimat-doneminde-cikan-gazeteler-hakkinda-bilgi_24856471.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/tanzimat-doneminde-cikan-gazeteler-hakkinda-bilgi_24856471.html</guid> 
            <description>II. Mahmut'un şahsi gayretiyle 11 Kasım 1831'de ilk T&amp;uuml;rk gazetesi Takvim-i Vek&amp;acirc;yi yayınlanmaya başladı. Takvim-i Vek&amp;acirc;yi haftada bir defa yayınlanmak &amp;uuml;zere bir resmi gazete olarak kurulmuştur. Asıl amacı resm&amp;icirc; tebliğ ve haberleri yayınlamak olan gazete ilk zamanlarda i&amp;ccedil; ve dış olaylara dair haberler de veriyordu. Fakat sonraları bu &amp;ouml;nemli mahiyetini kaybetmiş ve i&amp;ccedil;indekiler padişah iradeleri, ilgi &amp;ccedil;ekmeyen resm&amp;icirc; haberlerle sınırlı kalmıştır. Gazete, II. Mahmud hayattayken parlak devrini yaşamış, onun &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;yle d&amp;uuml;zensiz yayınlanan bir gazete halini almıştır.Takvim-i Vek&amp;acirc;yi'nin Arap&amp;ccedil;a, Fars&amp;ccedil;a, Rumca, Ermenice ve Fransızca n&amp;uuml;shalarının da yayınlandığı &amp;ccedil;eşitli kaynaklarda ifade edilmektedir.Takvim-i Vekayi 1860'tan itibaren resmi gazete haline gelmiş ve ger&amp;ccedil;ek gazete olmaktan &amp;ccedil;ıkmıştır.&amp;nbsp;Ceride-i Havadis:&amp;nbsp;Basın tarihimizde ikinci adım Ceride-i Havadis'tir. Ceride-i Havadis İngiliz t&amp;uuml;ccarlar ve muhabir William Churchill tarafından 1840'ta yayına başlamıştır. Gazete gerek dış g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;, gerekse muhtevası itibariyle Takvim-i Vek&amp;acirc;yi'den pek farklı değildi. Churchill gazetesinin mali sıkıntı &amp;ccedil;ekmesi &amp;uuml;zerine &amp;ouml;l&amp;uuml;m ilanlarına yer vermiş ve bu da ilgi g&amp;ouml;rm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r. 1854'te Kırım Savaşı, hakkında sıcak haberlerin yayınlanmasıyla gazeteye rağbet artmış ve T&amp;uuml;rk okurlar i&amp;ccedil;in bu gazete dış &amp;acirc;leme a&amp;ccedil;ılan yeni bir pencere olmuştur.Cerid-i Havadis, T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e yayınlanan ikinci gazetedir. Yayınlarının niteliği itibariyle yarı resmidir denilebilir.Terc&amp;uuml;man-...</description>
            <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 18:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/kim-daha-ozgur-kapitalizme-gondermeler_4799996.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/kim-daha-ozgur-kapitalizme-gondermeler_4799996.html</guid> 
            <description>Kim Daha Özgür?(Kapitalizme Göndermeler)

Küçük bir çocukken hani, kışın kırık dökük asfalt zemin buzla
kaplandığında eski sandıkları heyecanla kızak haline getirmeye
çalıştığımız,taş toprak birbirimize doğrudan ya da kartopunun içine
gizlice saklayarak atmak dahil vahşice oyunlar oynadığımız,insanın
kanını donduran havalarda it gibi soğukta titremeyi pencerenin
arkasından dışarıda oynayanları seyretmeye her defasında
yeğlediğimiz,kıpkırmızı olmuş eldivensiz ellerimiz asfalta değmesi ve
korkunç acı vermesi riskine gözümüzü kırpmadan girdiğimiz zamanlar&amp;#65533; 

 Kurallarla dolu taşra bir mahalleydik.Bir şeyin yapılmamasının
neden olduğunun açıklaması olmazdı.Şimdi düşünüyorum bu dogmatiklik
acaba dini inançları kuvvetli olan bu insanların bu inançlarının
yaşamlarına sirayet etmesi olarak yorumlanabilir mi? Belki de
evet.Doğru cevabı budur bu sorunun.


&amp;#65533;Yapma&amp;#65533;larla dolu hayatımızda bunları sorgulamak ortaçağ
Avrupasının skolastik düşünce sistemiyle birebir örtüşüyordu.Örneğin
Akşam eve akşam ezanı okunmadan önce gelinmesi neden gerekirdi?Akşam
ezanı sadece insanları ibadete davet etmiyor aynı zamanda insanların
evde olması gerektiğini ilahi yoldan iletiyordu sanki.Çok defa oyunun
en tatlı yerinde minareden duyduğum sesle irkilmişimdir.Şartlı refleks
olarak ezan bir küçük çocuk için hiçbir zaman akşam namazını değil eve
geç kaldiğinin az sonra yiyeceği dayağın bildirilişi olmuştur. 


İnsan yaşamında en önemli kavramların başında özgürlük
gelmekte.İnsanlar uluslar milletler kavimler tarih boyunca büyük
özgürlük kavgaları verdiler.Bağımsızlık üzerine şarkılar söyledi
destanlar yazdılar.Gözünü kırpamadan canlarını verdiler.


Toplumsal...</description>
            <pubDate>Fri, 14 Dec 2007 01:47:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Taşıt Yağları 2</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/tasit-yaglari-2_4798575.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/tasit-yaglari-2_4798575.html</guid> 
            <description>

&amp;nbsp;

V.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; TAŞIT YAĞLARININ DEĞİŞTİRİLME
SÜRELERİ 

&amp;nbsp;

&amp;nbsp;&amp;nbsp;
Taşıtlarda yağ değiştirme süresi,genellikle yapılan kilometre ile
belirlenir. Limit değerler taşıtların bakım kataloglarından öğrenilebilir.
Ülkemizde genellikle 3000 km.
de motor yağının değiştirilmesi&amp;nbsp; adet
haline getirilmiştir,fakat bu süre ekseri vasıtalar ve özellikle son zamanlarda
gelişen motor yağları için çok kısadır. Normal şartlar altında çalıştırılan
vasıtalar için ve bugün piyasada mevcut üstün kaliteli yağlarda çok daha uzun
yağ değiştirme süreleri rahatça temin edilebilir.

&amp;nbsp;

&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;
Endüstride;yağ değiştirme süresi zaman olarak belirtilir fakat pratik
bakımdan kesin bir limit belirtmek imkansızdır. Zira benzer makine parçaları
dahi çok değişik koşullar altında çalışabilmekte ve bu nedenle farklı yağlarla
yağlanmaktadır. Dolayısıyla endüstride kullanılan yağların değiştir...</description>
            <pubDate>Thu, 13 Dec 2007 20:02:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Taşıt Yağları</title>
            <link>http://odevsayfasi.blogcu.com/tasit-yaglari_4798550.html</link>
            <guid>http://odevsayfasi.blogcu.com/tasit-yaglari_4798550.html</guid> 
            <description>
  &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; TAŞIT YAĞLARI  &amp;nbsp;  I.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; TAŞITLARDA YAĞLAMA  &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Taşıtlarda kendinden beklenen bazı görevleri yerine getirmesi için yağlar kullanılır. Motorların yağ haznesine konurlar buradan bir pompa yardımı ile krank ve piston kolu yatakları,kam mili ve tertibatına,eğer varsa kompresör ve türbin mili yataklarına gönderilir. Pompalandıkları yerde yerlerde yağlama görevini tamamladıktan sonra kartere geri dönerler.   ...</description>
            <pubDate>Thu, 13 Dec 2007 20:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://odevsayfasi.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>